Bahçıvan yetişmiyor
Sektörde en büyük darboğaz malzeme değil, insan. Ustayı yetiştirecek düzen yok; olan da yaşlanıyor.
İşin en zor kısmının fiyat vermek, ihale kazanmak ya da müşteriyi ikna etmek olduğunu düşünüyordum. Değilmiş. En zor kısım, sahaya çıkacak adamı bulmak.
Bugün Türkiye’de peyzaj uygulaması yapan firmaların ortak derdi bu. Makine var, malzeme var, iş var. Budamayı bilen, sulama tesisatını okuyabilen, bitkiyi tanıyan insan yok.
İki taraf da eksik
Bir tarafta üniversite mezunları var. Peyzaj mimarlığı okumuş, proje çizmeyi öğrenmiş, bitki bilgisi almış gençler. Çoğu sahaya çıkmak istemiyor; istese de ilk yıl saha ona çok yabancı geliyor. Okulda öğrendiğiyle şantiyede karşılaştığı arasında ciddi bir mesafe var. Bu mesafeyi kapatmak firmanın işi hâline gelmiş durumda ve her firma bunu kendi başına, kendi yöntemiyle yapıyor.
Diğer tarafta usta var. Yirmi yıldır bu işi yapan, bitkiyi elleyince anlayan, kimseden ders almamış ama işi bilen insanlar. Onların da sayısı azalıyor. Yaşlanıyorlar ve yerlerine kimse gelmiyor. Çünkü genç insan bu işe girmek istemiyor.
Neden istemesin? Yazın sıcakta, kışın çamurda, sabahın köründe başlayan bir iş. Karşılığında ne net bir kariyer yolu var, ne belgeli bir statü, ne de mesleğin toplumda gördüğü saygı. “Bahçıvan” kelimesi bu ülkede maalesef bir meslek adı gibi değil, bir sıfat gibi kullanılıyor.
Belge meselesi
Bu işin bir mesleki yeterlilik tarafı var ve orası boş duruyor.
Bir elektrikçi belgesiz çalışamaz. Bir kaynakçının sertifikası vardır. Peyzaj uygulamasında ise budamayı, sulama tesisatını, bitki dikimini, ilaçlamayı kimin hangi yetkinlikte yaptığını gösteren yaygın bir belge düzeni pratikte işlemiyor.
Bunun iki sonucu var. Birincisi, işveren karşısındaki kişinin ne bildiğini bilmiyor; deneme yanılmayla öğreniyor. İkincisi, işi gerçekten bilen adamın elinde bunu kanıtlayacak bir şey yok; pazarlık gücü yok, ücreti yükselmiyor.
Belge, bürokrasi değildir. Belge, işini iyi yapanın kendini ayırt edebilmesidir.
Ne yapılabilir
Bu meseleyi tek bir firma çözemez. Sektörün ortak işi. PEYSED çatısı altında uğraştığımız konulardan biri de tam olarak bu.
Mesleki standartlar netleşmeli. Hangi işi yapan kişi neyi bilmeli, yazılı olmalı. Bu, eğitim veren kurumların da önünü açar.
Çıraklık düzeni kurulmalı. Bu meslek okulda değil, ustanın yanında öğrenilir. Ama bugün usta, çırak yetiştirdiğinde bunun karşılığını almıyor; sadece iş yükü alıyor. Yetiştirdiği kişi altı ay sonra başka firmaya gidiyor. Bu düzeni kurumsallaştırmadan, kimse çırak yetiştirmez.
Meslek liseleriyle bağ kurulmalı. Tarım ve peyzaj bölümleri var, öğrenci var. Firmalarla arasında düzenli bir staj ve istihdam köprüsü yok.
İş güvenliği ve ücret düzelmeli. Bunu söylemeden diğerlerini söylemek samimiyetsiz olur. Genç insanı bu işe çekmek istiyorsak, işin şartlarını savunulabilir hâle getirmek zorundayız.
Bu sektör, elindeki bilgiyi bir kuşak daha aktaramazsa, yirmi yıl sonra proje çizen çok, uygulayan hiç kimse olmayacak.