oncu
/

YazılarWritings ·

Comutalism Manifestosu

Bir ekip nasıl doğru karar verir? Ne patronun tek sesi ne herkesin eşit oyu: ağırlığı, işi yakından gören ekip arkadaşları gizlice ve her döngüde yeniden verir.

Bir ekip nasıl doğru karar verir?

Sorun: yanlış kişinin sesi

Bugün ekiplerin çoğu iki yoldan biriyle karar verir. Ya en tepedeki kişi karar verir ya da herkesin oyu eşit sayılır. İlkinde bilgi tek bir kafaya sıkışır. İkincisinde işi en iyi bilenle konuya hiç emek vermemiş olanın sesi aynı ağırlığı taşır.

İki yol da aynı soruyu cevapsız bırakır: bu konuda kime ne kadar güvenmeliyiz?

Kalabalığın bilgeliği gerçektir

Aristoteles Politika’da, birçok kişinin katkısıyla hazırlanan bir sofranın tek kişinin hazırladığından daha zengin olabileceğini söyler. Her biri erdemin ve bilginin bir parçasını taşıyan çoğunluk, bir araya geldiğinde en iyi birkaç kişiyi geride bırakabilir.

1907’de Francis Galton bir köy panayırında, bir öküzün ağırlığını tahmin eden yaklaşık 800 kişinin cevaplarını inceledi. Tahminlerin ortancası 1.207 libre çıktı; öküzün gerçek ağırlığı 1.198 libreydi. Tek tek kişiler yanılıyordu. Birlikte neredeyse kusursuzdular.

Friedrich Hayek aynı şeyi ekonomi için söyledi: bir topluluğun bilgisi hiçbir merkezde toplanmış değildir, binlerce kişiye dağılmış küçük parçalardır. İyi bir düzen bu parçaları bir araya getirir, tek bir planlayıcıya bırakmaz.

Ama her ses aynı değildir

1785’te Condorcet bugün “jüri teoremi” diye bilinen sonucu kanıtladı: her oy verenin doğruyu bulma ihtimali yarıdan biraz bile fazlaysa, grup büyüdükçe çoğunluğun doğru karar verme ihtimali kesinliğe yaklaşır. Teoremin öteki yüzü bir uyarıdır: oy verenler yanılmaya daha yatkınsa, kalabalık büyüdükçe yanlış kesinleşir.

Matematik burada durmadı. 1982’de Nitzan ve Paroush, oyları birleştirmenin en doğru yolunun herkese eşit oy vermek olmadığını gösterdi. En iyi kural, her oyu sahibinin isabetiyle birlikte artan bir ağırlıkla saymaktır. Yani en doğru karar ağırlıklı oylamadan çıkar.

Bunu John Stuart Mill de sezmişti. Temsilî Hükümet Üzerine Düşünceler’de daha bilgili olanlara daha fazla oy verilmesini önerdi. Ama asıl soruyu çözemedi: kimin daha bilgili olduğuna kim karar verecek? Mill diplomaya baktı. Platon devlet gemisinin dümenini gerçek kaptana vermek istedi, ama kaptanı kimin tanıyacağını söylemedi.

Cevap: seni en iyi tanıyanlar

Comutalism bu soruyu en basit ve en dürüst şekilde cevaplar: kimin ne kadar güvenilir olduğunu, onunla her gün birlikte çalışan ekip arkadaşları bilir. Ne bir patron, ne bir diploma, ne bir hisse senedi. İşi yakından gören insanların verdiği güven.

Elinor Ostrom, ortak kaynakları yöneten toplulukları incelediği ve Nobel aldığı çalışmasında, başarılı toplulukların kurallarını kendilerinin koyduğunu ve birbirlerini kendilerinin izlediğini gösterdi. Anadolu’nun Ahilik geleneği de ustalığı ve dürüstlüğü loncanın kendi içinde tanıyan bir dayanışma düzeniydi. Comutalism bu eski bilgeliği her döngüde yeniden işleyen bir mekanizmaya dönüştürür.

Neden ancak böyle bir sistem?

James Surowiecki Kitlelerin Bilgeliği’nde, bir grubun doğru karar verebilmesi için dört koşul sayar: görüş çeşitliliği, bağımsızlık, yerinden yönetim ve iyi bir toplama yöntemi. Comutalism’in her kuralı bu koşullardan birine karşılık gelir:

  • Bağımsızlık: kimin kime ne kadar güven verdiğini ve kimin neye oy verdiğini kimse görmez. Baskı da sürü davranışı da yoktur.
  • Yerinden yönetim: ağırlığı merkezdeki bir yönetici değil, ekibin her üyesi birlikte belirler.
  • Çeşitlilik: her üye ağırlığının en az yarısını başkalarına vermek zorundadır. Hiçbir ses kendi yankısına dönüşemez. Roma hukukunun dediği gibi, kimse kendi davasının hakemi olamaz.
  • İyi bir toplama yöntemi: oylar, Condorcet ile Nitzan ve Paroush’un gösterdiği gibi, ekibin isabet konusundaki ortak takdiriyle ağırlıklandırılır.

Eşit oy, kimin bildiğini görmezden gelir. Atanmış ağırlık bilgiyi değil gücü ölçer. Hisseye göre oy parayı ölçer. Doğru kararın bütün koşullarını aynı anda sağlayan tek düzen, ağırlığın işi yakından gören eşler tarafından, gizlice ve her döngüde yeniden verildiği düzendir. Biz buna Comutalism diyoruz.

Karar verenler sonucu da paylaşır

Comutalism’de ağırlık hem oy gücü hem kâr payıdır. Nassim Nicholas Taleb’in deyişiyle, karar verenin “oyunda derisi” olmalıdır: iyi kararın ödülünü de kötü kararın bedelini de karar verenler paylaşır. Böylece oy bir görüş beyanı olmaktan çıkar, bir sorumluluğa dönüşür.

İnancımız

Liderlik atanmaz, kazanılır. Güç bir koltuğa değil, ekibin güvenine bağlıdır. Ve bu güven her döngüde yeniden sorulur.

Patron yok. Yalnızca güven.

comutalism.com