Eski bitki listeleri artık tutmuyor
Yirmi yıl önce Ege için doğru olan tür seçimi bugün doğru değil. İklim değişti, alışkanlıklar değişmedi.
Bu işe başladığımda öğrendiğim bitki listeleri vardı. Ege ikliminde şu tutar, bu tutmaz; şu kadar soğuğa dayanır, şu kadar susuz kalır. O listeler o gün doğruydu.
Bugün aynı listeyle çalışan bir bahçe, birkaç yıl içinde sorun çıkarıyor.
Ne değişti
Değişen ortalama sıcaklık değil sadece. Onu herkes konuşuyor. Sahada asıl hissedilen üç şey var.
Yaz uzadı. Sulama sezonu eskiden mayıs sonunda başlar, eylül ortasında biterdi. Şimdi mayıs başında başlıyor, ekim ortasına kadar sürüyor. Bu, altı hafta fazladan su demek. Aynı bahçe, aynı bitki, yüzde yirmi beş fazla su.
Sıcak dalgaları sertleşti. Ortalamadan çok, uç değerler bitkiyi öldürüyor. Bir bitki için otuz sekiz derecede on beş gün geçirmek, ortalama iki derece artıştan çok daha yıkıcı. Listelerimiz ortalamaya göre yazılmıştı.
Yağış düzensizleşti. Toplam yağış çok değişmemiş olabilir ama dağılımı değişti. Üç ay hiç yağmıyor, sonra iki günde aylık ortalamanın tamamı düşüyor. Bu, kuraklığa dayanıklı bitkiler için bile zor bir rejim; çünkü aynı bitki hem susuzluğa hem su birikmesine dayanmak zorunda kalıyor.
Bu ne demek
En çok gördüğüm hata, kuraklığa dayanıklılığın tek ölçüt sanılması. Değil.
Bir bitkinin sahada tutması için birkaç şeyi aynı anda kaldırması gerekiyor: uzun kurak dönem, ani su baskını, sert sıcak dalgası, ve kışın hâlâ görülebilen keskin soğuk. Sadece sıcağa bakıp seçim yaparsanız, ilk sert kışta kaybedersiniz. Yaşananlar ortalamalara uymuyor ve bitki ortalamada değil, uçta ölüyor.
İkinci hata, gölgeyi hesaba katmamak. Yirmi yıl önce tam güneşte tutan bir bitki, bugün aynı yerde yanabiliyor. Aynı türü yarı gölgeye alarak kurtarmak mümkün. Yani liste değişmeden, yerleşim değişerek de sonuç alınabiliyor.
Yerli bitkiye dönmek
Bu tabloda en sağlam yol, bu topraklarda kendiliğinden yetişen bitkilere dönmek. Kekik, lavanta, adaçayı, biberiye, laden, karayemiş, sakız, keçiboynuzu, zeytin. Bunlar burada binlerce yıldır bu iklimi görmüş. Kurağı da biliyor, seli de.
Buna karşı en sık duyduğum itiraz şu: “Makilik gibi görünmesin.”
Görünmez. Bu bir tasarım meselesi. Aynı bitkiler dağ yamacında dağınık durur, doğru kompozisyonla bahçede son derece düzenli durur. Fark, bitkide değil, yerleştirmede. Yerli bitkiyle çalışmak estetikten ödün vermek değil; sadece daha az bilinen bir estetikle çalışmak.
Pratik sonuç
Yeni bir bahçe kuruyorsanız, bitki listesini hazırlayan kişiye tek bir soru sorun:
“Bu liste kaç yıl önce hazırlandı ve o günden bu yana neyi değiştirdiniz?”
Cevap yoksa, o liste eskimiştir. Bu, kimsenin ihmali değil; alışkanlığın iklimden yavaş değişmesi.