oncu
/

YazılarWritings ·

İşin altına elini koymak

Bir işin altına elini koyan, o işin bütün ağırlığını ve bütün eleştirisini üstüne alır. Kenarda durmak daha kolay, daha güvenli ve daha kalabalıktır. Yine de iş, kenardan yapılmaz.

Her işin iki tarafı vardır: altı ve kenarı. Altına giren, ağırlığı taşır. Kenarda duran, ağırlığın nasıl taşındığını izler. İkisi de aynı işin içinde sayılır, ikisi de aynı toplantıda oturur; ama birinin omzunda bir şey vardır, diğerinin elleri boştur. Boş el daha rahat konuşur.

Elini işin altına koyan kişi sevilmez. Bu, kişiliğiyle ilgili değildir; konumuyla ilgilidir. Çünkü altına girdiği her iş bir ölçü olur. Bir parkı kuran, kurulmamış bütün parkların ne kadar kolay olduğunu hatırlatır. Bir derneği ayakta tutan, dernekte oturan herkese “sen ne yaptın” sorusunu sormadan sordurur. Kimse bu soruyu sevmez. Soruyu soran değil, soruyu doğuran kişi bedelini öder.

Kenarın üç avantajı

Kenar kolaydır. Bir işi yapmak günler ister; o iş hakkında konuşmak dakika. Yapanın her kararı bir yol ayrımıdır ve her ayrımda bir yolu bırakmak zorundadır. Kenardaki, bırakılan yolu gösterir: “Şuradan gidilseydi.” Kendisi hiç yürümediği için hangi yolun nerede bittiğini bilmez, bilmediği için de kesin konuşur.

Kenar güvenlidir. Yapılan işin bir sonucu vardır ve sonuç ölçülür. Tutmayan bitki sayılır, geciken teslim tutanağa geçer, yanlış hesaplanan sulama ilk yaz ortaya çıkar. Kenardakinin sonucu yoktur; söyledikleri tutmazsa kimse geri dönüp bakmaz. Hiçbir şey yapmamış olanın hatası da yoktur. Sıfır hata, sıfır işin tek garantisidir.

Kenar kalabalıktır. Bir işi beğenmemek, o işi yapandan daha çok insanı yanına toplar. Çünkü beğenmemeye katılmanın bedeli yoktur; yapana katılmanın bedeli vardır, iş ister. İnsanlar bedelsiz olana doğru akar. Eleştirenin etrafında her zaman bir halka vardır; yapanın etrafında ise çoğu zaman sadece iş.

Altın bedeli

Altına giren, görünür olur. Görünür olanın her kusuru görünür. Bir bahçe kuran kişinin beş yüz bitkisinden kuruyan bir tanesi fotoğraflanır; kenarda duranın hiç bitkisi yoktur, hiçbiri de kurumaz. Bu asimetri yapanın aleyhinedir ve yapan bunu baştan bilir. Yine de girer, çünkü başka türlü iş olmaz.

Altına giren, karar verir. Karar vermek, birilerine hayır demektir. Bütçe sınırlıdır, zaman sınırlıdır, ekip sınırlıdır; her evet başka bir şeye hayırdır. Kenardaki hiç hayır demez, çünkü hiç karar vermez. Herkesle iyi geçinir. Herkesle iyi geçinenin iş yapmıyor olması tesadüf değildir.

Altına giren, kendi işini sahiplenir ve bu, ortamda huzursuzluk yaratır. Sahiplenen kişi “böyle olmaz” diyebilir; çünkü kendisinin bir ölçüsü vardır. Sahiplenmeyen için her şey olur; “idare eder” der. İdare edenlerin arasında bir tane ölçüsü olan kişi, haklı bile olsa, kolay sevilmez.

Niye yine de giriyor

Çünkü kenardan hiçbir şey kurulmamıştır. Kenar bir yer değildir, bir izleme biçimidir. Bugün yaşayan her park, çalışan her sulama hattı, ayakta duran her dernek, bir gün birinin altına girmesiyle var olmuştur. O gün kenarda kimin ne dediği kayda geçmemiştir.

Çünkü bedel bir kere ödenir, iş kalır. Eleştiri o toplantıda, o yorumda, o akşam ağır gelir. İş ise on yıl sonra hâlâ oradadır. Zaman yapanın lehine, kenarın aleyhine işler; sadece yavaş işler.

Çünkü altına giren, bir süre sonra kimden ne duyacağını öğrenir. Eleştirinin işe mi, yoksa işi yapana mı yöneldiğini ayırt eder. İşe yönelen eleştiri değerlidir; çoğu zaman işin ortasına girmiş birinden gelir, elini kirletmiştir, “şöyle olsaydı” derken yardım etmektedir. Yapana yönelen eleştiri ise kenarın sesidir ve kenarın sesi, mesafe arttıkça kesinleşir.

Ne yapmalı

Kenarın kalabalığını ölçü sanmamak. Beğenmeyenlerin sayısı bir işin kalitesini değil, o işin ne kadar görünür olduğunu anlatır. Hiç eleştirilmeyen iş, çoğu zaman hiç yapılmamış iştir.

Sevilmekle güvenilmeyi ayırmak. Kenardakiler sevilir; iş düştüğünde ise aranmazlar. Altına girenler o kadar sevilmez; ama bir şey bozulduğunda telefonu ilk onlar çalar. Bu iki şeyden biri seçilir, ikisi birden pek olmaz.

Ve altına girmeyi bırakmamak. Yapanın en büyük hatası, bir gün kenardakilere benzemeye karar vermesidir. O gün ortam bir eleştirmen daha kazanır, bir iş eksilir. Kenar zaten kalabalıktır; işin altı her zaman boştur.