oncu
/

YazılarWritings ·

Memurun boş vakti

Özel sektörde bir kişi tek maaşa üç beş iş yapar. Memuriyette bir kişi maaşını alır, kalan vaktiyle ek iş kurar. İkisi aynı ekonomide, aynı sokakta yaşar.

Aynı apartmanda iki komşu düşünün. Biri özel sektörde çalışıyor: muhasebeye bakıyor, satış yapıyor, müşteriyle görüşüyor, akşam da sahadan gelen raporları topluyor. Üç beş iş, tek maaş. Diğeri memur: mesaisi belli, maaşı üç asgari ücret civarında, akşamları ve “raporlu” günlerinde bir de ek iş yürütüyor. İkisi de yoruluyor; ama biri işten, diğeri boş vakitten.

Bu yazı memurlara kızmak için değil. Her kurumda sabahtan akşama hakkını veren memurlar var; onlar bu yazının konusu değil. Konu, bu kadar çok memurun nasıl ortaya çıktığı, neden bu kadar sık hastalandığı ve neden neredeyse hepsinin bir yan geliri olduğu. Bunlar kişisel kusur değil, bir düzenin ürettiği sonuçlar.

Neden bu kadar çok

Memurluk, bu ülkede işsizliğe karşı alınan sigortadır. Piyasa dalgalandıkça, esnaf battıkça, ücretler eridikçe güvenceli bir maaşın değeri artar. Her kriz memurluğu biraz daha cazip kılar; her seçim dönemi de biraz daha genişletir. Sonuç, işin gerektirdiğinden çok daha fazla kişinin aynı masalara dağıtılmasıdır. Üç kişilik işe sekiz kişi oturunca, beş kişinin elinde kendiliğinden boş vakit kalır.

Neden hep hasta

Rapor almanın bedeli sıfırdır. İş yapılmadığında kimseye fatura çıkmaz; dosya bekler, vatandaş bekler, bir sonraki hafta yine bekler. Verim ölçülmeyen yerde hastalık, zamanı geri almanın en kolay yoludur. Özel sektördeki komşu rapor aldığında işi kaçar, müşterisi başka kapıya gider, ay sonunda bu cebinden çıkar. Memur komşu rapor aldığında hiçbir şey değişmez. İnsanlar kötü oldukları için değil, bedeli olmadığı için hastalanır.

Neden hep bir yan gelir

Maaş geçinmeye yeter ama kalan vakit büyüktür. Boş vakit ve güvence bir araya gelince ek iş kendiliğinden doğar: akşamları tamirat, hafta sonu nakliye, bir dükkânın kâğıt üstünde ortağı olmak, bir ihaleye danışmanlık. Bunların hepsi piyasada, güvencesiz esnafla aynı pazarda yapılır. Üstelik daha ucuza; çünkü memurun kirası, sigortası, riski yoktur. Kaybettiğinde maaşı yerindedir. Böylece memur, boş vaktiyle, tam gün o işi yapan esnafın işini elinden alır. Esnaf buna “haksız rekabet” der, memur “ek gelir” der, ikisi de haklıdır.

Aynı ekonomide iki zaman

Mesele şu: emeğin ölçüldüğü yerde boş vakit üretilmez. Satış yapmayan satıcı, teslim etmeyen usta, proje çizmeyen mühendis bunu hemen hisseder. Emeğin ölçülmediği yerde ise boş vakit bir kaynak olur ve her kaynak gibi bir yerde harcanır. Aynı ülkede, aynı sokakta, iki farklı zaman rejimi yaşanır: birinde saat para eder, diğerinde saat verilir.

Bunun bedeli yine aynı kişiye çıkar. Özel sektördeki komşu hem kendi işini yapar, hem vergisiyle o masaları öder, hem de akşam aynı masadan kalkıp gelen rakibiyle fiyat yarışına girer.

Ne olur

Çözüm memur sayısını azaltmak değil, boş vakti ortadan kaldırmak: işin ölçülmesi, raporun bir bedelinin olması, ek işin ya açıkça serbest bırakılıp vergilendirilmesi ya da gerçekten yasaklanması. Bugün ikisi de yapılmıyor; yasak kâğıtta, ek iş sokakta.

O zamana kadar iki komşu aynı merdiveni paylaşmaya devam eder. Biri sabah erkenden çıkar, gece geç döner. Diğeri öğlen raporunu alır, akşam ikinci işine gider.