Vade, esnafın sessiz derdi
Küçük işletmeler kâr edemedikleri için değil, paralarını geç aldıkları için batıyor.
Bir işletmenin kâr etmesiyle ayakta kalması aynı şey değil. Bunu iş hayatına yeni girmiş kimseye anlatmak zordur; birkaç yıl sonra herkes kendiliğinden öğrenir.
İşi bitirirsiniz. Malzemeyi peşin almışsınızdır. İşçinin maaşını ay sonunda ödemişsinizdir. Sonra faturayı kesersiniz ve beklemeye başlarsınız. Altmış gün, doksan gün, bazen daha fazla. Kâğıt üstünde kâr etmişsinizdir. Kasada para yoktur.
Bu boşluğu kapatmak için ya birikiminizi yakarsınız, ya kredi çekersiniz, ya da kendi tedarikçinizi bekletirsiniz. Üçü de bedelli. Üçüncüsü en yaygını ve en zararlısı, çünkü aynı sıkışıklığı bir alttakine devredersiniz. Zincir böyle uzar.
Bu bir muhasebe sorunu değil
Yaygın bir yanlış anlama var: küçük işletmeler batıyorsa kötü yönetiliyordur.
Bazen öyledir. Ama benim gördüğüm işletmelerin çoğu iyi iş yapıyordu, müşterisi memnundu, işi de doluydu. Batma sebebi kârsızlık değil, nakit akışıydı. Yani zamanlama.
Bunu anlamayan bir kamuoyu, esnafın derdini “az kazanıyor” diye özetliyor. Oysa dert çoğu zaman “kazandığını geç alıyor”.
Nerede birikiyor
Bu yükün nerede biriktiği de önemli. Zincirin en üstündeki büyük alıcı, ödeme vadesini uzatarak kendi nakdini rahatlatır. Bu, onun için bir finansman yöntemidir ve bedelsizdir. Bedeli tedarikçi öder.
Tedarikçi de aynısını bir alttakine yapar. En altta, ödeme gücü en zayıf olan, en küçük olan durur. Yükün tamamı orada birikir.
Yani vade politikası, aslında sessiz bir kaynak aktarımı: küçükten büyüğe doğru.
Ne yapılabilir
Kamuda ödeme süresi bir taahhüt hâline gelmeli. Hak ediş onaylandıktan sonra ödemenin ne kadar sürede yapılacağı yazılı ve takip edilebilir olmalı. Bugün bu süreler çoğu yerde belirsiz ve belirsizlik en çok küçüğü vurur, çünkü küçük olanın bekleme kapasitesi yok.
Gecikme bedelsiz olmamalı. Geç ödemenin bir maliyeti yoksa, geç ödemek rasyonel bir davranıştır. Maliyeti olduğu anda davranış değişir. Bu, ceza değil, dengeleme.
Şeffaflık işe yarar. Bir kurumun ortalama ödeme süresi kamuya açık olsa, o sayı kendiliğinden düzelmeye başlar. Ölçülen şey iyileşir.
Kendi tarafımdan
Bunu sadece talep olarak yazmak kolaycılık olur, kendi payımı da söyleyeyim.
Ben de zaman zaman kendi tedarikçimi beklettim. Sıkıştığımda yapılacak en kolay şey buydu. Yıllar içinde şunu öğrendim: o kolaylık ucuz değil. Beklettiğiniz tedarikçi bir dahaki sefere size en iyi fiyatı vermez, en iyi malı ayırmaz, acil işinizde koşmaz. Kaybettiğiniz, kazandığınız vadeden büyüktür.
Şimdi tersini yapmaya çalışıyorum. Küçük tedarikçiye mümkün olduğunca peşin ödüyorum. Bu bir iyilik değil; en ucuz sadakat yatırımı.
Vade meselesi, ekonominin görünmeyen ama en çok kanatan yerlerinden biri. Konuşulmuyor, çünkü kimse borcunu geciktirdiğini söylemek istemiyor ve kimse alacağını alamadığını söyleyerek zayıf görünmek istemiyor.