Vasat burada daha kıymetli
Bir sulama projelendirme programını yurtdışına anlatınca yapıcı soru, yurtiçine anlatınca 'bizim usta kafadan yapıyor' geliyor. Bu, programın değil, bir alışkanlığın hikâyesi.
Birkaç yıldır otomatik sulama projelendirmesi yapan bir yazılım üstünde çalışıyorum: irriform. Çizimden ya da krokiden sprinkler yerleşimi, zonlama, boru çapı, basınç kaybı, nozul seçimi, program süresi ve keşif listesi; başından sonuna, mühendislik gözüyle. Benzerleri var, ama bu kadar baştan sona bakanı ve hesabı bu kadar ciddiye alanı yok. Bunu övünmek için değil, aşağıdaki hikâyenin anlaşılması için yazıyorum.
Programı yurtdışında anlattığımda yorumlar şöyle geliyor: “Şu standardı ekler misiniz?”, “Bu hesapta şu katsayıyı neden seçtiniz?”, “Şu senaryoyu denedim, burada takıldım.” Beğenen beğeniyor, beğenmeyen nerede beğenmediğini söylüyor. Aynı işin çeyreğini yapan, üstüne AutoCAD lisansı da isteyen programlar orada ayda bin dolara satılıyor ve alan memnun.
Yurtiçinde ise tanıtım sürecinde karşılaştıklarım şunlar.
Tanıtım notları
Peyzaj mimarı olan, büyük bir firmanın sahibi: “Yaw bizim ustalar bu hesaplamaları kafadan yapıyor.”
Bir ziraat mühendisi: “Ben Excel’de daha iyisini yaparım.”
Bir başkası: “Böyle bir program yapmak istiyorsanız şu kitabı okumanızı tavsiye ederim, çok iyi anlatıyor.”
Büyük alanlar için damla sulama modülü düşündüğümü ama iş akışını henüz oturtamadığımı söylediğimde: “Claude’a sorun, o bilir.”
Kiminle konuşsam mutlaka bir tanıdığı da “aynı programı” yapıyor oluyor.
Bir aydır kimsenin yazmadığı bir WhatsApp grubuna tanıtım mesajı attım. Grup birden canlandı: anket düzenleyenler, broşür atanlar, bitki fotoğrafı paylaşanlar, fiyat listesi isteyenler, hayırlı cumalar gifleri. Bir bakıyorsunuz, sizin mesajınızı kimse okumamış bile.
“Bir şey öğrenmek istiyorum” diyenler on dakikalık tanıtım videosunu izleyemiyor.
Ortak nokta
Bu yorumların hiçbirinde program denenmemiş. Eleştiri bakmadan geliyor. Bakan da ya noktaya virgüle takılıyor, “şurada şu, burada bu” diyor; ya da büyük resme bakıp “ustam zaten kafadan yapıyor” diyerek konuyu kapatıyor. Oysa sorulması gereken iki basit soru var: Programı denediniz mi? Denediyseniz, hangi işi başka bir program daha iyi yapıyor?
Sorun bir programın beğenilmemesi değil; ona bakmak için harcanacak on dakikanın bile fazla görülmesi. Çoğu kişi bu problemi her gün yaşıyor; sahada yanlış çaplanmış borular, susuz kalan köşeler, akşam yarım saat çalışıp sabah çamur bırakan zonlar. Ama “on dakika izleyeyim, bir şey öğreneyim, şu derdimi çözeyim” diye bir düşünce düzeni yok. Dert var, dertle ilgilenme alışkanlığı yok.
Vasat neden daha kabul edilebilir
Burada bir yerde, en azından bu sektörde, vasat olan daha güvenli ve daha kıymetli. Herkesin yaptığı kadar yapan rahatsız etmiyor. Daha iyisini yapan ise ya “abartıyor” ya “detaya boğuyor” ya da “zaten bizim usta yapıyor” cümlesiyle hizaya çekiliyor. İşi bilmeyenlerin çoğunlukta olduğu yerde bilen kişi dışlanır; çünkü bilen kişi, bilmeyenin bilmediğini görünür kılar.
Bunun bedelini kimse ödemiyor gibi görünür, ama ödeyen var: sahaya giden su, yanlış projeye verilen para, kuruyan bitki ve her yaz yeniden çizilen aynı yanlış plan.
Sonuç
Programı on bir dile çevirdim ve Türkiye reklamlarını kestim. Amerikan standartlarını ekleyip yurtdışında anlatmaya başladım. Bu kararı kızgınlıkla değil, zamanı doğru yere harcamak için verdim. Gruplara yazmaktaki amacım zaten satış değildi; çok küçük bir alanda çok küçük bir kesime hitap ettiğimin farkındayım. Amacım bu işi yapan arkadaşların yorumlarıyla programı geliştirmekti. O yorumlar yurtdışından geldi.
Yine de bir yere not düşmek istedim. Bir gün biri bu yazıyı okuyup “ben denedim, şurası eksik” derse, aradığım yorum o olacak.